Renkler Nereden Geliyor?

renkler

Renkler, yaşamımızı şekillendiren, hayatımıza anlam katan ve kültürden kültüre değişiklik gösterebilen önemli bir öge olarak karşımıza çıkmaktadır. Renkleri olmayan bir dünyayı hayal etmek zor. Her renk kendi içinde birçok anlam barındırır. Bu nedenle renklerin anlamları insan psikolojisi açısından da önemlidir. Renklerin nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? Sizce renkler nereden geliyor? Bu soruyu cevaplamak için önce insan renk algısının nasıl çalıştığını ve maddenin ışıkla fiziksel olarak nasıl etkileşime girdiğini anlamalıyız.

Beyaz ışık, insan gözünün göremediği renkler de dahil olmak üzere tüm renklerin bir karışımıdır. Bir şeyin renkli olduğunu söylediğimizde, aslında kastettiğimiz, belirli bir dalga boyu aralığındaki ışığın diğer dalga boylarının ışığından daha güçlü yansıtıldığıdır. Maddenin ışık varlığında nasıl davrandığı, dolayısıyla biz insanlara renkli görünmesi, birkaç ana faktöre bağlıdır.

İnsan gözü ve beyni ışığı renge çevirir. Göz içindeki ışık reseptörleri, alışılmış renk hissini üreterek beyne mesajlar iletir. Retina, milyonlarca ışığa duyarlı hücrelerle kaplıdır, bazıları çubuk şeklinde, bazıları da koni şeklindedir. Işığı işleyen ve sonra bu bilgiyi görsel kortekse gönderen bu reseptörlerdir. Çubuklar çoğunlukla retinanın kenarında yoğunlaşır ve çoğunlukla siyah beyaz bilgileri iletir. Koniler, renk hissi ve görsel keskinlik yaratan daha yüksek ışık yoğunluğu seviyelerini iletir. Sinir hücrelerini birbirine bağlamakla birlikte çalışan bu hücreler, beyne renkleri yorumlamak ve adlandırmak için yeterli bilgi verir.

Sonuç olarak, nesnelerin kendi başına renkleri yoktur ve yalnızca ışık (enerji) onlara çarptığında renkleri görebiliriz. Karanlıkta olduğunuzda çevrenizin grimsi veya düpedüz siyah görünmesinin nedeni budur. Ayrıca gözlerimizin yalnızca sınırlı bir renk aralığını görebildiğini unutmayın. köpekler, kediler, fareler, sıçanlar ve tavşanlar çok zayıf renk görüşüne sahiptir.

Arılar ve kelebekler bizim göremediğimiz renkleri görebilir. Renk görüşleri ultraviyole ışınlarına kadar uzanır çünkü başka türlü hayatta kalamazlardı. Evrim, arıların ultraviyole görüşe uyum sağlamasına yol açmıştır çünkü çiçekler, ultraviyole dağılımlı desenler bırakarak böceklerin hedefleri kolayca tanımlamasına ve tozlaşmasına izin verdi. İnsanlar spektrumun ötesindeki renkleri göremezken, ürettiğimiz makineler görebilir.

Hayatımızda Kaç Tane Renk Var?

Renk çemberinde üç adet ana renk bulunmaktadır. Bu renkler kırmızı, mavi ve sarıdır. Bu renkler doğada bulunan saf renklerdendir. Herhangi bir renk ile karıştırılarak elde edilemez. Ana renkler birbirleri ile karıştırılarak diğer ara renkleri oluşturur. Her rengin kendine has anlamları bulunmaktadır.

Renklerin İsimleri Nereden Geliyor?

Renklere verilen isimler, benzer oldukları bir sözden veya bir imgeden esinlenerek verilmiştir.

Kırmızı

“Kırmızı” kelimesi Arapça kökenlidir. Kırmızının “kırmız” adlı bir böcekten elde edilen koyu kırmızı renkte bir ilacın adından da geldiği söylenmektedir. Bu ilaç Osmanlı döneminde romatizma tedavisi için kullanılmıştır.

Kızıl sözcüğü ise Eski Türkçede kızmak (çok fazla ısınarak kızıl renge bürünmek) eyleminden türemiştir.

Sarı

Türkçe bir kelimedir. Sarı kelimesine yazılı olarak rastlanan en eski kaynak Orhun yazıtlarıdır. Burada  “sarı renk” anlamındaki “sarığ” olarak geçen kelime, altını niteleyen bir sıfat olarak kullanılmıştır.

Mavi

Arapça “ma” su anlamına gelmektedir. Mavi sözcüğü Arapça “suya benzeyen” anlamına gelen Ma’i sözcüğünden Türkçe’de mavi olmuştur.

Siyah

Siyah kelimesi Farsçadan dilimize geçmiştir. Farsça kara anlamına gelen “siya”dan gelmektedir. Türkçesi karadır.

Beyaz

Arapça beyaz kelimesi süt anlamına gelmektedir. Beyazın Türkçesi aktır. Ak,Türkçe bir sözcük olup, Türk mitolojisinde önemli bir yeri vardır.

Yeşil

Yeşil kelimesi Türkçe bir sözcük olup, “taze ve diri” anlamlarına gelen yaş kelimesinden türemiştir. “Taze bitki” anlamına gelen yaşıl sözcüğü, günümüzde yeşil olarak kullanılmaktadır.

Kahverengi

Farsça’dan dilimize girmiştir. Eski Türkçede kahverengi anlamına gelen sözcük ise “konur” (kongur)dur. Bu sözcüğün anlamı kaynaklarda “yanık al, yağızımsı al” olarak geçmektedir.

Açık kahverengi saçlar için kullandığımız “kumral” da bu sözcükle “al”ın bileşiminden (konural) “kumral” olmuştur. Günümüzde “alageyik, alabalık” örneklerinde gördüğümüz ve “rengarenk” anlamındaki “ala” sözcüğü Türkçede kahverengi anlamında kullanılmıştır. “Ela”nın kaynağı da bu sözcüktür. 

Exit mobile version