Mizahın Felsefesi Nedir?

mizahın felsefesi

Bugün mizahın felsefesi hakkında konuşuyoruz. Bu konuyu daha önce hiç düşündünüz mü?

Mizah, hayatın güldürücü yönünü ortaya çıkaran bir sanat türüdür. İnsanı gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatıdır. İnsanlar genellikle güldükleri şeyleri severler ama bunun iyi bir şey olup olmadığını düşündünüz mü? Filozoflara göre mizah, kahkaha ve gülmek neyi ifade ediyor?

Günümüzde gülmenin en iyi ilaçlardan biri olduğu söylenmektedir. Mizah, farklı kültürlerden insanların farklı şeyleri komik bulma eğilimi olsa bile, insanın en büyük evrensellerinden biridir.

Platon dahil bazı filozoflar, komedinin bizim için kötü olduğunu düşünmüştür. Çoğu modern düşünür, Platon’a katılmaz ancak yine de neye gülüp neye gülünmemesi gerektiğini tartışır.

Çoğu filozofun tarih boyunca komedi, kahkaha ve mizah konusunda olumsuz bir görüşe sahip olduğunu öğrenmek sizi şaşırtabilir.

İki bin yıldır sandalyenin varlığını tartışan kişiler, mizahın iyi olup olmadığı konusunda farklı fikirlere sahipti. Platon, komedinin kötü hatta gaddar olduğunu savunmuştur. Kahkahaların hepsi değilse de büyük bir kısmının bir başkasının pahasına olduğunu düşünmüştür. Yani Platon’un yaşadığı dönemde kahkaha alaycı bir tavırdı. Platon, kahkahayı bir “tutku” olarak gördü. Kendisinden önceki birçok filozofun yaptığı gibi, kahkahayı bir özdenetim kaybı olarak kabul etti. Ütopik şehrinde bazı önemli insanların asla gülmemesi gerektiğini belirtti. Katı sansürün ona göre sakıncalı yani komik eserleri insanlardan uzak tutması gerektiğini öne sürdü.

Platon’un en ünlü öğrencisi Aristoteles, komedinin iyi olabileceğine karar vererek öğretmenine karşı çıktı. Aristoteles, iyi bir yaşam sürmenin zaman zaman eğlenmenizi gerektirdiğini savunmuş ve mizahın da bunun bir parçası olduğunu söylemiştir. Ayrıca esprili olmanın bir erdem olduğunu düşünmüştür. St Thomas Aquinas isimli başka bir filozof, Aristoteles ile büyük ölçüde aynı fikirdeydi. Aquinas, bu kavramları genişletti. Uykunun fiziksel dinlenme sağladığı için kahkahanın psikolojik dinlenme sağladığını savunmuştur. Diğer insanlarla gülmenin sosyal faydalarını da fark etti. Bu fikirler günümüze kadar diğer yazarlar tarafından genişletilmiştir. Çoğu insan muhtemelen komik olmayı Aristoteles’in yaptığı gibi bir “erdem” olarak görmese de, onun mizah hakkındaki fikirleri, çoğu zaman “oyun” teorisi olarak adlandırılmaktadır.

Birkaç yüzyıl sonra, filozof Epiktetos, insanları “yüksek sesle, sık sık veya sınırsız olmasına izin vermeyin” diye teşvik etti ve iddiaya göre hayatında bir kez bile gülmedi. Bunu bir erdem noktası olarak gördü.

Batı’da Mizahın Felsefesi

Batı Felsefesinin çoğu, ipuçlarını çok uzun bir süre Platon’dan ve stoacılardan aldı. Bunun sonucunda mizahtan çok az bahsetti. Thomas Hobbes ve Rene Descartes gibi pek çok ünlü düşünür, kahkahaların çoğunu diğer insanlara göre üstünlük duygusuna bağladı.

Immanuel Kant ise başka bir yöne gitti. Kahkahanın, olmasını beklediğimiz ve olacakların uyumsuzluğundan kaynaklandığı fikrini destekledi. İyi bir şakanın, daha sonra “hiçbir şeye” dönüştüğünü ve beklentileri oluşturduğunu düşünmüştür. Mizahın beklentiler ve gerçeklikteki farklılıklara dayandığı düşüncesi hem felsefede hem de psikolojide yaygındır.

Buna rağmen Kant ve onunla aynı fikirde olan filozoflar, komedinin kendi başına “iyi” olduğunu düşünmedi. Sadece kötü niyete dayalı olmayan gülüşlerin mümkün olduğunu ileri sürdüler.

Mizahın iyi bir şey olduğu ya da sadece doğası gereği iyi olduğu görüşü günümüzde oldukça yaygındır. Mizahın nasıl doğru kullanacağız sorusu hala gündemde yerini almaktadır. Bu sorunun cevabı için mizah etiği konusunda hiç bitmeyen tartışmaya göz atmak gerekecektir.

Exit mobile version